Ana Sayfa Gündem 31 Ağustos 2016 59 Görüntüleme

Van Gölü Derinliklerindeki Gizli Sırlar

Sular altında kalmış bir iskelenin yapımında, 1990’larda yerinden alınan Selçuklu kabir taşlarının kullanıldığı anlaşıldı. Ayrı olarak devasa boyutlarda, peribacalarını andıran, mercanlara benzeyen yeni mikrobiyalitler görüntülendi.

Atlas Mecmuası’nde yer alan habere göre Van’a uzun yıllar hizmet etmiş, şehre ehemmiyetli değerler katmış bir isim Prof. Dr. Mustafa Sarı. Yüzüncü Sene Üniversitesi öğretim azası Sarı, bu sene şehirden ayrılıyor. Ancak giderayak şehre ehemmiyetli bir katkıda daha bulundu. Van’ın Gevaş kazasında Sarı ve beraberindeki üç araştırmacı dalgıç Tahsin Ceylan, Murat Kulakaç ve Mehtap Akbaş Çiftci yeni bulgularda bulundu. Ekip gölde daha önceki bir iskele saptadı. İskelede kullanılan taşların ise Selçuklu dönemi mezarlarına ait olduğunu ortaya çıkardılar. Dalışlar sonrasında yapılan araştırmada mezar taşlarının Van-Bitlis yolunun güneyinde yer alan Selçuklu Mezarlığı’ndan söküldüğü anlaşıldı.

Aslında Van Gölü’nde yapılan sualtı araştırmalarının geçmişi iki yıl öncesine dayanıyor. Aynı ekip, göl ekosistemini su altından incelemek, inci kefalinin göldeki hayatını görüntülemek, dünyanın en büyük mikrobiyalitlerini saptayarak kayda almak, sualtında olabilecek tarihi ve kültürel yapıları belirlemek emeliyle dalışlara başlamıştı. Belirli aralıklarla da dalışlar devam etti. Geçtiğimiz haftalarda yapılan dalış sonrasındaki bulgular büyük heyecan yarattı.

Gevaş’ta bulunan kabir taşlarının hikâyesi de oldukça enteresan. Taşları ilk sefer 1994’te sualtı görüntüleme uzmanı ve kılavuz-eğitmen dalgıç Tahsin Ceylan saptadı. “Van Gölü canavarı” söylentileri için gölün fark yerlerinde o dönem dalış yapan Ceylan, taşları görmüş ancak tekrar aynı bölgeye dalmamıştı.

Ceylan, Atlas’a şunları söylüyor: “Sualtı resmini 22 sene önce çektiğim kabir taşlarını yine görüntülemeyi muvaffak olduk. Bölgedeki mahalli idarecilerle konuştuk. Onlar kabir taşlarının aslında 1940’lı senelerde kabirlik içinden yol geçirildiği sırada yerinden alındığını anlattı. O dönem göle yapılan iskelenin tabanında bu taşları kullanmışlar. Göl daha sonra yükselince iskele sualtında kalmış. Kabirliği da sonradan bulduk. Taşları karşılaştırdık. Vaziyeti raporladık. O dönem yapılan büyük bir saygısızlık.”

GÖLÜN MERCANI

Ceylan’ın verdiği bilgilere göre iskele yapımında kullanılan bu taşların, yolun güneyinde yer alan, içinde Halime Hatun Kümbeti’nin de bulunduğu Selçuklu Mezarlığı’ndan söküldüğü yapılan incelemeler sonrasında saptadı. Taşlar üzerindeki motifler, video ve resim ile kayıt altına alınarak mezarlıktaki mevcut mezar taşları ile karşılaştırıldı ve netice netleşti.

Araştırmalar sonucu iskelede kullanılmış taşların Van-Bitlis yolunun güneyinde yer alan Selçuklu Mezarlığı’ndan söküldüğü anlaşıldı. Araştırmalar sonucu iskelede kullanılmış taşların Van-Bitlis yolunun güneyinde yer alan Selçuklu Mezarlığı’ndan söküldüğü anlaşıldı.

Van Gölü’ndeki araştırmaların başka bir ehemmiyetli sonucu daha oldu. Gölün içindeki mikrobiyalitler görüntüsüyle, boyutlarıyla herkesi şaşırttı. Van Gölü, dünyanın en büyük sodalı gölü. Hali hazırda göl dibinden, çatlaklardan su çıkışları oluyor. Gelen suyla siyanobakterilerin ve kimi alglerin etkileşimi sonucu kireçtaşı çökelmesi ortaya çıkıyor. Bu çeper su geçtikçe büyüyor. Sualtında bu tabii olayın görüntüsü tıpkı Kapadokya’daki peribacalarını andırıyor. Yapı olarak da mercanlara benziyor. Çeper büyüdükçe tabanı taşlaşıyor. Üst taraflarsa yeni oluşan kalkerli yapılar olarak yumuşak kalıyor, su çıkışları buradan devam ediyor.

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.